Zeynep F. Soysal

Bize acilen otomotiv bakanlığı gerek

.

2018 M04 10

 “Dün dünde kaldı Cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” demiş Mevlana

Gelin biz de yeni şeylerden bahsedelim biraz, ‘Otomotiv’de Gelecek’ olsun konumuz.

Her gün yeni bir teknoloji gelişen dünyada hayatlarımıza dahil oluyor. Bu yeniliklerden elbette ki otomobiller de payını alıyor. Henüz daha ‘Back to the Future’ (Geleceğe Dönüş) filmindeki uçan zaman arabaları icat edilmediyse de Mars’a bir Tesla gönderecek kadar geliştik.

Sürücüsüz otomobiller, çevre dostu araçlar, akıllı saat veya telefonlarla takip ve kumanda edilebilen araçlar artık günlük hayatımızda gittikçe daha fazla yer alıyor.

Hızlı ve yoğun yaşadığımız hayatlar ve artık en önemli değerimiz olan zamanın yetersizliği sebebiyle, kolay erişilebilir ve uzaktan karşılanabilecek iş modellerine ihtiyaç duyuyoruz. Bu da ticaret şekillerini değiştiriyor. Yine gelişen teknolojiyle gelecekte mağaza ziyaretlerine gerek kalmayacak gibi görünüyor. Günümüzde uzaktan bağlantı ile mağaza satış danışmanına online görüntülü ulaşabiliyor ve ihtiyaç duyulan tüm bilgiyi edinebiliyorsunuz. Belki gelecekte artan nüfusla beraber şehir içinde alan yetersizliği sebebiyle sadece teslim noktaları kalabilir.

Otomobillerin geleceği ayrı bir konu, diğer bir konu ise tüketici alışkanlıkları….

Avrupa ve Amerika’da bu anlayış daha yaygın ancak bizlerin de artık hayatında gerek maliyetler gerekse değişen tüketim alışkanlıkları sebebiyle iyelik duygusu gitgide azalıyor. Bir aracın edinme ve işletme maliyetleri, bandrol, sigorta, bakım, yaz kış lastiği, değişimi, muhafazası bunların takibi birçok anlamda yük getiriyor. Bu alanda da gelişen ihtiyaçlar alternatif bir bireysel kiralama pazarı oluşturmaya başladı.

Otonom araçlar ise apayrı bir konu.  Henüz dünya genelinde yaygınlık kazanmasa da Amerika’da trafiğe çıkan otonom araçların 2035 yılına kadar 23 milyon adede ulaşacağı öngörülüyor. Bu sürede de eminim onları izleyen yeni teknolojiler üretilecektir.

Otonom yani sürücüsüz araçlar beraberinde bir çok konuyu gündeme getiriyor. Öncelikle yüksek teknolojilere ihtiyaç duyacağından maliyetli olması öngörülüyor. Diğer taraftan istatistiklere göre kazaların yüzde 90’ı sürücü hatalarından olduğundan yola çıkılırsa, daha az kaza ve can kaybı olacağı düşünülüyor. Bu noktada araç iki farklı kaza senaryosundan birini seçmek zorunluluğunda kalırsa, ve her iki yönde de canlılar varsa seçimini neye göre yapacağını nasıl belirleyeceği de ayrı merak konusu. Sürücüsüz araçlar ulaşımda kriter farkını ortadan kaldıracak. Yani yaşlısı, çocuğu ya da engelliler de bağımsız ulaşım özgürlüğüne kavuşacak. Lojistik firmalarının, toplu taşıma araçlarının sürücü istihdamı ortadan kalkacak. Peki ya aynı anda insanlı bir araçla otonom araç yolda karşılaştığında birinin yol vermesi gerekirse öncelik kimin olacak? Bu sebeple belki geçiş sürecinde metrobüs gibi ayrı bir şeritle sağlanacaktır. Tüm araçların sürücüsüz olması halinde araçlar birbiriyle iletişim kurabilecek ve muhtemelen yeni trafik kuralları oluşacaktır. Kaza riskleri ile beraber yazılımların hacklenmesi gibi başka riskler de söz konusu olacaktır.

Özetle bilim kurgu filmi senaryolarını aratmayacak bir gelecek bizleri bekliyor.

Gelecek oldukça karışık, teknoloji odaklı, dijital ağırlıklı..

Bütün global değişimler bir yana bize acilen otomotiv bakanlığı gerek. Daha hızlı, daha yakın daha verimli çalışabiliriz gelecekle.

Otomotiv’in geleceği hakkında daha detaylı çalısmaları da dinlemek isterseniz OYDER’in düzenlediği ‘Otomotivde Gelecek’ kongremize bekliyoruz hepinizi. 11 Nisan’da Four Seasons Bosphorus Hotel’e gelirseniz Hürriyet yazımı gösterip kapıdan geçebilirsiniz...

loading...