Okan Altan

Sigara içilmez! Dizel giremez!

Sigara gibi, dizeller de kendi dumanında kayboluyor!.. 

2018 M04 9

SİGARA yasakları... California’da 1997 yılıyla 1 Ocak tarihinde başlamış ve sonra hızla tüm dünyaya yayılmıştı. Şimdi bırakın özel sigara içilebilir alanları veya kapı önünü, ara sokaklardaki kimsenin görmediği köşelerde bile sigara içilemiyor, medeni ülkelerde…

Sigara içenleri hiç hoşuna gitmese de, sigara içilmez uyarıları artık caydırıcı oldu. Sigara içenler teslim oldular, ya sigarayı bırakıyor ya da kısmen daha sağlıklı başka seçenekleri deniyorlar.

Sadece sigara veya tütün içenlere “smoker” denmiyor. Arı kovanlarına yaklaşanların kullandığı “smoker”  bir tütsüleme tekniğiyle yemek yapma da “smoker” hidrotermal havalandırma bacaları da “smoker”. Malum, ”smoker” yoğun duman çıkaran gemilere, motorlu araçlara da deniyor… Örneğin dizel motorlu vapurlar, dizel motorlu kamyon ve pikaplar da “smoker”dır.

Duman, özellikle dizellerin içinde çevreye zararlı partiküllerin yoğunluğuyla çıkmasıyla en “pis” olarak nitelendiriliyor. Azot Oksit seviyesi de, dizel salımındaki doğayı en çok kirleten özellik olarak Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından vurgulanıyor. Üstelik en gelişmiş partikül filtreleme sistemleri bile bu zararlı parçacıkların dizellerin egzosundan soluduğumuz havaya karışmasını engelleyemiyor.

EN AZ 20 MİSLİ KİRLİ

Eskiyen çevre standartlarında küresel ısınmanın sebeplerinden sera gazlarından biri olan CO2 salımı en önemli kriterdi. Böylece tüketim oranlarıyla paralel olarak çok önceleri kurşun da taşıyan benzinli motorlardan daha temiz gibi görünen dizeller, uzun yıllar yakıt ekonomisi avantajlarıyla da, daha “temiz” olarak tercih ediliyordu. Oysa 2004 yılından bu yana “dizel, sandığınızdan daha kirli” diye yazıyordum. Ve elbette “dizelciler” tarafından çok ciddi eleştiriliyordum. WHO raporlarındaki güncellemeler ile tam 10 yıl sonra “küresel ısınma ile hava kirliliğinin ayırt edilmesi” gerektiğini söylediğim iddialarımın doğruluğu teyit edildi ve dizellerin çevreye ve insan sağlığına çok daha fazla zarar verdiği bilimsel olarak da belgelendi. Evet, çevreye asıl zararı olan dizeller, benzinlilere göre en az 20 misli kirli idi!

Örneğin; 100 gram karbondioksit salımı olan bir dizel motor, aynı anda 0.20 azot oksidi atmosfere bırakırken, 100 gram CO2 emisyonlu bir benzinlinin NOx salımı sadece 0.01 seviyesinde!..

Bir iki ay sonra gerçek emisyon ölçümü olarak kabul edilecek WLTP ve RDE, yani araçların gerçek kullanım şartlarındaki testleriyle eski NEDC testlerine göre en az 5 misli NOx ve diğer zararlı partiküllerde de 10 misli emisyon seviyeleri ortaya çıkmaya başladı. Üstelik canlılara doğrudan zararlı kurumla SO2 gibi sıvı ve katı partiküller de, bu emisyon ölçümlerinde halen ön planda değerlendirilmiyor!..

Diğer yanda benzinliler de şimdilik, bir tık temiz gibi görünseler de, şimdiden yazalım; çok yakında “Benzo(a)piren” hidrokarbonunu konuşmaya başlayacağız. Dizellerde neredeyse hiç bulunmayan ve feci şekilde kanserojen olan bu C20H12 formüllü kimyasal bileşenin benzinli araç çalıştığı müddetçe oluştuğu ve bir metreküpte 1 nano gramının bile ölümcül bir zehir olarak uyarıldığını da not edelim! Yani, dizel uğraşısı bittiği anda sırada bu konu var! Çünkü, C20H12 , sıradan dizel bir otomobile göre direkt enjeksiyonlu benzinlilerde tam 1500 misli bulunuyor ve sağlığımızı ciddi şekilde tehdit ediyor. Bunun engellenebilmesi için benzinli araçlara da çok özel ve gelişmiş partikül filtreleri takılması gerekecek!..

Fakat önce dizel konumuza dönersek; şu anda satışta olan dizel motorların büyük çoğunluğu Euro6d standartlarını karşılayamayacağı ortaya çıkarken, eski nesil dizel motorlu araçların şehir içlerine girmesinin yasaklanacağı açıklamaları da tüm Batı Avrupa şehir yönetimlerinden gelmeye başladı!..

Markalar, şu anda yeni çevre standartlarını karşılamak üzere dizel seçeneklerini olabilecek en “yeşil” seviyeye çıkarmaya uğraşıyorlar… AdBlue sistemli bu modern dizel otomobillerin, Euro6d için şimdilik yeterli olacağı söylense de, son nesil dizel motorlarının gerek üretim gerekse de kullanım maliyetleri ciddi şekilde dizelin yakıt ekonomisi avantajını azaltıyor!.. Bu da, hem üretim hem de ticaret mantığını zayıflattığı için, dizellerin geleceği ciddi şekilde kararmaya başladı…

FOSİL YAKITLARIN TÜMÜ SIRADA

Oysa 1950’lerde sigara iyidir reklamları vardı… Tüm dünyaya sigara alışkanlığı bulaştırılmıştı… Sonradan “kanser hastalığından dolayı ölümlerin en önemli sebeplerinden biri sigara dumanıdır” denilerek, yasaklar başlamıştı… 20 yıl önce de “dizel, yüksek torkludur, az tüketir, iyidir, çevrecidir…” ilanları her yerde idi… Şimdi ise sigara olayındaki gibi aynı şekilde dizellerin egzos dumanı, hava kirliliğinin en önemli sebeplerinden biri olarak gösteriliyor ve yasaklar da başlıyor!..

İnsanların yoğun şekilde yaşadığı yerleşim yerlerinde dizel otomobillerin dolaşmasının engelenecek olması, ilk adım… Pek yakında satışlarının ve hatta kullanımının tümüyle yasaklanması, medeni ülkelerin gündemine giriyor…

Asya’nın ortasına, Afrika’nın içlerine ve Latin Amerika’nın köylerine bu dizel yasakları ne zaman ulaşır, bilemiyoruz, fakat Türkiye’ye Avrupa’nın hemen ardından geleceği tahmin ediliyor!..

Aynı sigara içme yasaklarında olduğu gibi!

Daha sonra da fosil yakıtlı motorların hepsi, sıraya girecek, maalesef. Hatta, doğalgaz da.

Çünkü, “yakılan” her şeyin dumanı ve zararı var!.. Çevreyi az kirleteni değil, hiç kirletmeyeni bulmak zorundayız!..

Ancak, o “tertemiz gelecek”e kadar, hibrit, elektrikli, hidrojen yakıt hücreli ve solar gibi “0” emisyona doğru adım adım ilerlenirken, yakıt üreticileri ve markaların fosil yakıt türevi olmayan, yapay “tam temiz” dizel ve benzin araştırmaları devam ediyor. Yani eldeki içten yanmalı teknolojiyi tümüyle çöpe atmadan, bildiğimiz motor sistemlerinden çevreye zararsız salım hayalleri kuruluyor.  Çünkü, elektriklilerin şarjında kullanılacak elektriğin de tümüyle “yeşil” olmayacağı da ortada.

Evet, önce bildiğimiz dizeller gidecek!.. “0” emisyon gelebilecek mi?.. O, büyük soru işareti!..

Bu arada çok ilginç fakat, takipçilerimizden sürekli “gelecekte klasik otomobiller ne olacak” sorusu geliyor… Onu da, “puro keyfi ve antika otomobiller” başlıklı başka bir yazıda anlatırım…

 

loading...