Eşref Biryıldız

Şimdi endişe etme sırası Emre’de!

Eşref BİRYILDIZ yazıyor...

2018 M03 16

 Emre Özpeynirci ile geçen 17 yılda yaptığımız her bir röportajı ve birlikte katıldığımız her bir ürün tanıtımını izleyen ilk Pazartesi sabahı, onun Hürriyet’teki sayfasında nasıl bir başlık ile karşılaşacağım benim için hep bir heyecan olmuştur.

Şimdi endişe etme sırası onda…

Sordum “ne yazmamı bekliyorsun” diye. Hemen birkaç konu söyledi. Elbette çoğu benim için hassas ve ince konular. Bunları onun yazması daha uygun olur. Önerilerinin içindeki en masumu “yıl bitti, yenisi başladı” idi, ben de onunla başladım.

Bir yıl daha geride kaldı.

2017 yılı otomotiv ile tanıştığımdan bu yana halen otomotivin içinde iken geride bıraktığım 37’inci yıl.

Yıl biter, ocak ayının ilk 3-4 günü heyecan içinde geçer. Her markanın kendine rakip bellediği bir ya da iki marka vardır. Herkes aralıktaki satış sonuçlarını bekler. Aralık ayı en yüksek satışların yapıldığı ay olduğundan, rakibinizi geçip geçmediğinizden emin olamadığınız zamanlar olur çünkü. Yani, yıl sonunda işler Kasım ayı bittiğinde olduğundan farklı olabilir.

Ancak sonunda nerede ise herkes kendine bir unvan bulur. O dahil, bu hariç, satış, üretim çıkarma ve toplama gibi işlemler oldukça, çoğunluk mutlu olacağı bir aralık bulacaktır kendisine.

PAZAR KAÇ OLUR?

Yıl biterken sorulan ve yıl başlarken bir önceki yanıtı mutlaka revize edilen sorudur bu. Bazen aşağı, bazen yukarı. Bu yılın başında revizyon aşağı doğru oldu diye biliyorum.

Bir Alman meslektaştan duymuştum bu lafı çok eskilerde. “Türkler işler iyi giderken hep iyi, kötü giderken de hep kötü gidecek diye düşünürler.” Yani sıkça yanıldığımız olur tahminlerimizde.

Hayalimiz hep yılda 1 milyon otomobil satılması idi. ÖTV artışları bunu yıldan yıla 700 binlere kilitleyince, biz de sektör olarak “Hafif Ticari ile birlikte 1 milyon olsun bari”ye bağladık. O da bir türlü gerçekleşmeyince sonunda otobüs ve kamyonu da katıp hepsini bir torbaya atarak nihayet 1 milyon adeti üç yıl önce yakaladık. Ancak 2017’de o da yetmedi.

En yüksek otomobil satış yılı 2016 yılı oldu. 2016’dan geriye doğru 2010 yılından başlayarak nerede ise her üç yıldan ikisi (2010, 2011, 2013, 2015, 2016) geçmişe kıyasla en yüksek otomobil satışının gerçekleştiği yani rekorların kırıldığı yıllar oldu.

Bundan ne kadar memnun görünürsek görünelim, 25 yıl geriye, yani 1993 yılına gidersek o yıl otomobil satışının 440 bin adet olduğunu görürüz. Yani aradan çeyrek asır geçmiş Türkiye sınırları içerisinde bir yılda satılan otomobil sayısı iki katına bile çıkamamıştır.

İHRACAT ADETLERİ

2000’li yılların ortalarına kadar uzun yıllar ihracat liderliğini sürdüren Konfeksiyon ve Hazır Giyim sonunda tahtını otomotive kaptırdı. Tahtı 2006 yılında devralan otomotiv ihracatı birinciliği şu ana kadar kaptırmadı. Aralıksız 12 yıldır.

Sık sık arttırılmaya başlanan ÖTV’nin artış gerekçesi ne zaman cari açığa ve dolayısı ile dış ticaret açığına bağlansa otomotivin temsilcileri gururla “Ama bizim sektör açık değil, fazla veriyor” demeye başlamıştı. Bazen 1 milyar dolar, bazen 5 milyar dolar oldu bu fazla. Ama çoğunlukla artı verdi otomotiv. Bu argümanın şimdiye kadar bir yararı oldu mu? Hayır!

1996’da başlayan Gümrük Birliği yıllar ilerledikçe otomotiv üretiminin tedarikçileri ile birlikte başka bir boyuta geçmesinin kıvılcımı oldu. Üretim kapasitesi her yıl arttı. Kapasite artınca kapasite kullanımı % 86’lardan % 78’lere düştü, ancak izleyen yıllarda artan kapasiteye rağmen tekrar % 86’lara çıktı. Bunun üzerine üretim kapasitesi tekrar arttırıldı. Harika bir döngü idi bu. Gelişmekte olmak buydu işte. Keşke sürdürülebilir olsa. Şimdilik öyle. Ancak kilit koşul Avrupa’da pazarın iyi gitmesi ve yeni modelleri Slovenya’lara, Slovakya’lara, Çekya’lara kaptırmamak.

Parlak bir yıl olan 2000’de üretilen toplam araç sayısı 400 bin adet iken 2017 yılında bu sayı 1,7 milyon adet oldu. Bu 4 kattan daha fazla bir artış demek.

OTOMOTİV DERNEKLERİ

OSD yani Otomotiv Sanayicileri Derneği üyeleri Türkiye’de üretim yapan 14 firmanın 19 markasıdır. ODD ise Türkiye’de Satış ve Servis faaliyeti olan 47 markanın derneği, yani Otomotiv Distribütörlerinin derneğidir. OSD’ ye üye olan 14 firmanın 8’i temsil ettikleri13 marka ile aynı zamanda ODD üyesidir. Bu 13 otomobil markasının Türkiye’de satılan otomobil adedindeki payı 2017’de % 56 idi. Bu 56 puanın 30’u ülkemizde ürettiklerinden, 26’sı ithal ettiklerinden geldi.

Burada, otomotivde ithalatçı ile üreticinin nasıl iç içe olduğu, dış ticaret artısının kimden geldiğine dair bir tartışma olmadığı ve bundan bütünsel olarak gurur duyulduğu dikkati çekmektir.

Kaldı ki Türkiye’de hiç üretimi olmayan sadece ithal edilen otomobil markaları da her yıl Türkiye’den yüksek tutarlarda üretim parçası tedarik etmektedir. Tek bir otomobil markasının Türkiye’den yılda 370 milyon doları bulan parça ithalatı vardır. Burada ise TAYSAD’ı anmadan geçmemek lazım. Ardından, üyeleri her yıl biraz daha düşen, satış marjlarına karşın artması beklenen araç satış adetlerine göre büyük yatırımlar yapan OYDER’i de..

OTOMOTİV BASINI VE YAYINI

Tüm bu oyuncular el ele ülkemiz ekonomisinin bu güzide sektörünün gelişmesi için önemli bir güç birliği oluşturmaktadır. Tüketici finansmanı şirketleri, bankalar ve kiralama şirketleri dahil.

Batı ülkelerinde günlük gazetelerinin sayfalarında otomotive ayrılan yer, Türkiye’de ayrılan yerin uzağından bile geçemez. Dergiler, internet medyası ve dijital medya ise Batı ile kıyaslanabilir ölçülerdedir.

Bizlerin ülkemizin önde gelen günlük gazetelerinde görünme sıklığımız, otomotivin en önde gelen koskoca dünya üreticilerinin başkanlarının kendi ülkelerinin günlük gazetelerinde görünme sıklığından daha fazladır.

Bunların anlamı anılan tüm bu sektörlerin otomotivin gelişimine destek olmaları, bir koordinasyon içinde çalışmalarıdır.

Şu anda bizim yaptığımız mı Özpeynirci’ye, dolayısı ile Hürriyet’e destek; onların yaptığı mı otomotiv dünyasına destek diye düşünmüyor ve yapıyoruz.

loading...